Toplum İçindeki Yalnızlık

Hepimiz aynıyız, herkes eşit haklara sahip. Toplumun kuralı bu değil mi zaten? Toplum içerisinde yaşayabilmenin en önemli koşullarından birisi de birbirimize saygılı olma zorunluluğumuzdur. Saygı duymak zorunda değiliz ancak saygı göstermek zorundayız.

Yalnızlık, çoğumuzun hissettiği, hissetmiş olduğu veya olabileceği bir duygudur. Duygudur diyorum çünkü hiçbirimiz tek değiliz. Ailemiz, arkadaşlarımız, toplum içindeki insanlar… Birbirlerini tanımayıp göz aşinası olan bir sürü insan var. Ya tanışmak istemiyoruz, ya da yalnız olmayı düşünmeyi seviyoruz. Ya da en kötü olanı, yalnızlığa alışmış olabiliriz. Bu alışkanlık bizim için kötü alışkanlık diyebileceğimiz türden bir alışkanlık olduğunu düşünüyorum.

yalnızlık, kişisel gelişim yazıları

Kötü alışkanlıklarımdan nasıl kurtuluruz diye bir yazı yazmıştım. O yazıyı buradan okuyabilirsiniz. Oradaki tavsiyeler bu durum için işe yaramayabilir. Bu durum oldukça zor ve kurtulması tamamiyle elimizde olan bir şey.

Yalnız Olmamayı İstemeliyiz

Önemli olan istememiz. Yalnızlıktan mutlu olmadığımızı, huzurun yalnızlıkta olmadığını anladığımız zaman, bu illetten kurtulmak için ilk adımı atmış olacağız. Bizim bu isteğimiz doğrultusunda bize destek ve köstek olanlar olacaktır. Bu kişileri iyi tanıyıp öyle yolumuza devam etmeliyiz.

Yalnız olmadığımızı, sadece yalnızlığa alışmış olduğumuzu kabul edelim. Öncelikle kendimize sormamız gereken soru şu: Çevremizden beklentilerimiz nelerdir? Mutlu olmak? Huzurlu olmak? … Beklentilerimizi belirledikten sonra, beklentilerimiz doğrultusunda insanlarla tanışıp anlaşmaya çalışmalıyız. Ancak tanıştığımız insanların beklentilerini karşılayamazsak onlarla anlaşamayız. İnsanların bencil olduklarını bilmemiz gerekiyor.

Beklentilerimizi karşılayan, anlaşabildiğimiz insanlarla tanıştıktan sonra onlarla geçirdiğimiz zamanımızı, yalnız olduğumuzu düşündüğümüz zamanlarla kıyaslamalıyız. Kıyaslamamızın sonucu olarak hangisi üstün geliyorsa ona yönelmeliyiz. İstekli olmalıyız demiştim ancak kendimizi zorlamanın bir anlamı yok.

En İyi Arkadaşlarımız

“Hiç kimseyi bulamadık, kimse bizi anlamıyor, kimseyle anlaşamıyorum. Yalnızlık benim için bir yaşam tarzı.” demeye başlarsanız önce bir durun. Arkadaş veya dost bulmak için insanlarla iletişim halinde olma zorunluluğunuz yok. Bazı hayvanlar bazı insanlardan daha samimi, vicdanlı, karakterli olabiliyor. Onlarla geçirdiğimiz vakitlerde kendimizi gerçekten mutlu hissediyoruz. Dillerimiz, hareketlerimiz, yaşayış biçimlerimiz farklı olsa bile insanları insanlardan daha iyi anlayan ve insanlara değer veren hayvanlar var. Bir de bunu denemekte fayda var.

Ben yalnızlığı seviyorum, kendimi böyle mutlu hissediyorum dememek lazım. Başka insanlarla veya hayvanlarla olabildiğince iletişim halinde olmak gerekiyor. Karşılık beklemeden iyilik yapıp, bize yapılan kötülükler için de kin duymamalıyız. Zaten bu dünyaya yalnız gelmedik mi? Öldüğümüz zaman da yalnız olmayacak mıyız? Hayatımızı yalnız yaşamanın ne eğlencesi olacak o zaman?

Yorum yapın