Ön Yargı

Ön yargı, hakkında yeterli derecede bilgi sahibi olmadığımız konularda yorum yapmaya çalışmaktır ve bu aslında ön yargı değil önleyemediğimiz yargılama eylemimizdir.

Daha önce hiç karşılaşmadığımız birisiyle karşılaştığımız zaman ilk on saniyede o insanın profili hakkında bazı bilgiler yer ediniyor kafamızda. Bu bilgilerin yer edinmesi sonucunda da o insana nasıl davranacağımızı tasarlamış oluyoruz farkında olmadan. O insanı daha fazla tanıma fırsatımız olursa ona nasıl davranacağımız konusunda da değişikler olabilir. Bu hem o insana bağlı hem de bize. Tanıdığımız süre içerisinde o insanın başarılarına ve başarısızlıklarına şahit olabiliriz. Şahit olduğumuz bu olaylar o insanın beynimizdeki profilini şekillendirir. Çok kolay bir işi yapamadığını gördüğümüzde onun hiçbir işi tam anlamıyla yapamayacağını düşünebiliriz. Çok zor bir işin üstesinden hakkıyla geldiğini gördüğümüzde onun elinden her işin geldiğini düşünebiliriz. Tanıdığımız insan bir şeylerde başarılı olsun ya da olmasın, o insanla herşeyin güzel olabileceğini de düşünebiliriz. Ya da onunla hiçbir zaman aynı ortamda bulunmamayı dileyebiliriz.

O kadar işimizin arasında bir de tanıdığımız insanların bize karşı sahip oldukları ön yargılarını kırıp birşeyler başarmaya çalışıyoruz. Birilerine karşı ön yargıya sahip olmak ne kadar kolaysa, bize karşı olan ön yargıları aşıp birşeyler kanıtlamaya çalışmak da bir o kadar zor. Halbuki amacımız başkalarının bizim hakkımızda ne düşündüklerini değiştirmek olmamalı. Ne yaparsak yapalım çevremizde olan insanların bize karşı ön yargıları değişmeyecek. Sadece birkaç konuda onları ikna edebiliriz. Ama ilk on saniyelik o fikirler hep orada kalacak ve geçen onca zamanda yaşanan anılar o fikirlerin üzerine eklenecek. Her daim başarılı olabileceğimizi düşünenler, başarılarımızla tatmin olacaklar. Her daim başarısız olduğumuzu düşünenler ise başarısızlıklarımızla tatmin olacak ve başarılı olmamızı engellemeye çalışacaklardır. İşte bu yüzden sevmediğimiz insanları “ilk gördüğümde kanım pek ısınmamıştı” deriz. İşte bu yüzden dostlarımızla “ilk günkü gibi” arkadaşız.

Yorum yapın