Düşünmek ve Düşlemek

Düşünüyoruz hepimiz. Çoğu zaman düşündüğümüzün farkına varmadan düşünüyoruz. Düşünmemek için aklımızı meşgul edecek şeylerle uğraşmaya çalışıyoruz. Ancak aklımızı meşgul edecek şeyleri ararken bile düşündüğümüzün farkında olamıyoruz. Kendimizi kötü düşüncelerden uzak tutmak için düşünmemeyi amaçlıyoruz çoğu zaman. Ne kadar çok denesek de bir yere kadar başarılı olabiliyoruz. Kendimizi boşlukta hissettiğimiz an yine düşüncelere kapılıyoruz.

Düşünmek aslında oldukça normal bir hadise. Her zaman düşündüğümüzü kabul ettiğimiz zaman daha huzurlu bir hayatın başlangıcını yapmış oluruz. Ne zaman neyi düşüneceğimize karar vermemiz gerekiyor sadece. Bunu yapabilmek kolay değildir. Düşünmemiz gereken şeyi düşünmemiz gereken vakitte düşünebiliyorsak, otomatikman yaptığımız o işe odaklanmış oluruz. Dolayısıyla o işte başarılı olma ihtimalimiz artar.

Düşüncelerimiz, çevremize göre zaman içinde şekillenir. Zaman içerisinde ise düşüncelerimiz oturur ve kişiliğimizi oluşturmaya başlarlar. Geçmişimizdeki olaylarda verdiğimiz kararlar, düşüncelerimizin gelişmesinde oldukça önemlidirler. Ancak verdiğimiz kararların bir kısmını düşünmeden vermiş olabiliriz. O anki mutluluğumuz veya üzüntümüzle verdiğimiz anlık kararlar da geçmişimizde hep yer edinmektedir. Bu kararlar sonucunda edindiğimiz tecrübeler de kişiliğimizi etkileyen etkenler arasındadır.

İnsan hep kendini mi düşünür? Kendini düşünen insan bencil midir?

Kabul etmemiz gereken bir şey var. Hepimiz benciliz. İstesek de istemesek de hepimiz benciliz. Olması gereken de budur. İnsan önce kendisini düşünmeli. Kendisi için kimin iyi veya kötü olduğunun farkına varmalı. Daha sonra da kendisine iyi gelen insanlarla iletişimine devam etmeli. Bir insan, karşısındakini mutlu etmesine rağmen kendisini mutsuz hissediyorsa, kendisine en büyük eziyetlerden birisini ediyor demektir. Sahip olduğu en önemli şeyi olan zamanını boşa kullanıyor demektir.

İnsanlar, birbirlerini kendi çıkarları için kullanabilmektedirler. Aslında bunu her insan istese de istemese de yapmaktadır. Bunu yapmak da ayıplanacak bir şey değildir eğer kararında yapılırsa. Birisine yardım etmek ve bunu karşılık beklemeden yapmak, mutlu ve huzurlu bir hayatın anahtarıdır. Ancak bunu yapan kişi, kendisini kullandırmamaya özen göstermelidir. Herkese iyilik yapılmamalıdır. Yapılan kötülüklere karşılık kötülük de yapılmamalıdır. Ama yeri geldiğinde kişi, iyi ya da kötü yapılması ne gerekiyorsa kendi mutluluğu için yapmak zorundadır.

Sonu olmayan bir şekilde düşünüyoruz bazen. Düşünme eylemimizi hayal kurmaya dönüştürüyoruz. Hayal kurmak yani düşlemek, düşünmenin birkaç seviye ilerisi oluyor. Düşlediğimiz şeyler için yeni hedefler planlıyoruz. Planladığımız hedeflerimize nasıl ulaşacağımızı düşünüyoruz.

Düşlerimize düşüncelerimiz de dahil oluyor. Düşlerimizi eşsiz yapan da budur. Düşlerimizdeki kişileri ve olayları etkiliyor düşüncelerimiz. Aslında düşlerken bile düşünüyoruz neyin nasıl ve ne zaman olması gerektiğini.  Bunları kafamızda tasarladıkça kendimizi daha motive hissetmiş oluyoruz. Ancak bunların zaman içerisinde değişeceğinin de farkında olmamız gerekiyor.

Kimlerin düşlerinde olduğumuzu merak ediyoruz. Hatta birilerinin düşlerinde olmayı düşlüyoruz. Düşlenen ve söylenen şeyler birbirlerinden farklı olabilir. Karşımızdakine, düşlediği şeyleri söyleyebilecek kadar güven vermeliyiz eğer bunu istiyorsak. Bu güven verilmezse, düşlenen şeyler söylenen şeylere ağır basacaktır. Olması gereken olacaktır. Ne olacağı meçhul.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir